Get Adobe Flash player

Grup, Takım, Kulüp

Kulübümüzün yayın sitesinin hazırlanmasında emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ederek yazıma başlamak istiyorum.

Antalya Maratonu’nda çekilen ve sitemizde yayınlanan o güzel fotoğraflara doyasıya baktım; hepsi ayrı bir ânı ölümsüzleştirip, gelecekte hatıralarımızı canlandıracak bir belge niteliği taşımakta.

İçlerinden bir tanesine bakarken (Otel önünde, ayrılmadan önce toplu), anılarım beni benzeri bir fotoğrafa götürdü; eski fotoğraf kutularından arayıp buldum. ODTÜ Atletizm Takımı, Üniversiteler Türkiye Şampiyonası sonrası, İzmir Müstakil Atletizm Sahası engel tahtası önünde (şimdiki Seha Aksoy sahası) poz verirken görülüyor. Tarih Mayıs 1977 !!! (Bu fotoğraf çekilirken, şu an bu pisti kullanan atletlerin çoğu dünyaya gelmediği gibi, bazı minik atletlerin anne babaları bile henüz doğmamıştı.) Tanımakta güçlük çekeceğiniz için bekletmeden belirteyim; en sağdaki, çömelmiş bıyıklı benim!

Ne kadar fazla değişik yerde bulunup, arkada kuvvetli anılar bırakırsak, gelecekte hatırlayacaklarımız o kadar canlı ve gerçek olabiliyor. Lise yıllarımda 4 yıl koşmuş, yarışmıştım ama okulun atletizm takımı yoktu, hep yalnız antrenman yapmıştım. Üniversite yıllarında fotoğrafını gördüğünüz takım ile 6 yıl beraber koştum; 39 yıllık koşu hayatımda kısa sayılabilecek bir süre olmasına rağmen, unutulmayacak anılara ve hâlâ görüştüğüm dostlara sahip oldum.

 Ailem İzmir’e yeni taşınmıştı, İzmirli takım arkadaşım Oğuz Karamızrak beni hocam Doğan Demirhan ile tanıştırdı; 9 aylık uzun ODTÜ boykotunda, 1977’de, İzmir’de Doğan Hoca’nın çalıştırdığı grupla antrenman yapmaya başladım. Bu grupla sözleşip, pazar günleri öğleden sonra uzun antrenmana çıkıyorduk. Mustafa Egesel, Asım Çetin, Mehmet Şen, Sedat Yapucuoğlu, Mümin Aslan, Erdoğan Sonar, Kamuran aklıma şimdi gelen isimler, hep beraber Bornova ağaçlıklı yoldan Batı Anadolu Çimento Fabrikasına kadar gidiyorduk; tempo muhabbete izin verecek kadar yavaş tutulur ve daima grup olarak koşmaya dikkat ederdik, kopma olursa geri dönüp kopan toplanırdı. Bu aramızdaki yazılı olmayan bir kuraldı. Bu koşulardaki samimî, hiçbir şeyi gizlemeyen içten muhabbeti hep hatırlarım. Bu kadar mesafenin nasıl geçtiğini hiç anlamaz, uzun süre koşmuş olmama kendim de şaşırırdım, tek başıma yapmakta zorlanacağımı anlardım.

33 yıl sonra da Antalya fotoğraflarına bakarak anılarımızı tazeleyeceğimizi ümit ediyorum. Kulübümüzde oluşturduğumuz dostluk ve arkadaşlık ortamının yıllar sonra gittikçe daha pekişeceğini şimdiden görebiliyorum. Uzun bir yayın hayatı diliyorum.

Oğuz Kesimli,  Mart 2010