Get Adobe Flash player
Insan Canlilar Dünyasinda En Dayanikli Kosucu

        Harvard Üniversitesinden Daniel Lieberman ile Utah Üniversitesinden Dennis Bramble tarafindan yürütülen çalismalar, uzun süreli kosmaya dayanikliligi sayesinde insanin bugünkü haline geldigini ortaya koyuyor. Lieberman ve Bramble iki milyon yil önce atalarimizin kosarak günde kilometrelerce yol katettiklerini, bu sayede yasamlarini sürdürüp kendilerini diger maymun türlerinden farkli bir hale getirebildiklerini iddia ediyor. Diger bir deyisle uzun soluklu kosu yetenegi, evrimsel süreçte insana önemli bir avantaj kazandirdi.


INSANIN ÜSTÜN ÖZELLIGI

Arastirmacilarin bu bulgulara ulasmasinda 14 yil önce baslatilan bir laboratuvar çalismasinin önemli rolü bulunuyor. Antropoloji profesörü Lieberman, kemiklerin iskelet üzerindeki farkli güçlere direnci ve uyumu konusunda yaptigi çalismalar sirasinda domuzlari kullanir. Bir kosu bandi üzerine yerlestirilen domuzlarin, hizin artirilmasiyla birlikte sarf ettikleri güç ve kemiklerin buna uyumlari ölçülmek istenmektedir. Ancak domuzlar isbirligine isteksizdir. Onlari kosturmak imkansizdir.
Lieberman, sorunu meslektasi olan biyomekanikçi Bramblea açar. Yapilan incelemeler sonucunda bu sorunun domuzlarda basin dik durmasini saglayan ligament nucal (nuchae) adli bir dokunun bulunmamasindan kaynaklandigi anlasilir. Bu doku ense bagi olarak nitelendiriliyor ve supra-spinal baglarin ense bölgesinde olusturduklari genis ve esnek bir bag olarak biliniyor. Bu bag, kosu sirasinda basi dik tutuyor ve dengeyi sagliyor.


Yalnizca kosmaya yatkin olan hayvanlarda bu bag bulunmuyor. Örnegin maymunlarda bu doku bulunmazken insanda var.Sonuçta, modern insanin hayvanlara kiyasla mükemmel bir dayaniklilik kapasitesine sahip oldugu konusunda bilim dünyasi ikna olmus durumda. Bunu belirleyen yalniz ligament degil süphesiz. Kaslar, tendonlar hatta pilositesi ile insan, sanki kosmak için donatilmis.

Fizyologlara göre insanin maksimum kosu dayanikliligi saatte 23.4 kilometreye kadar çikabiliyor. Bu hiçbir insansi canlida bulunmayan bir özellik. Hiz konusunda tabii insanin bir at ya da geyik ile boy ölçüsmesi mümkün degil, ama burada söz konusu olan hiz degil dayaniklilik.

AVA ILK VARAN KAZANIR

        Peki bu durum insanin isine evrimsel süreç içinde ne sekilde yaradi diye düsüneceksiniz... Uzun süreli kosu, ortama adaptasyon açisindan insana bir avantaj saglamis olmali. 2 milyon yil önceki atalarimizin yasam kosullarini söyle bir gözümüzde canlandiralim. Kendilerine gerekli silah ve donanimlarin henüz kesfedilmemis oldugu dönemleri. Atalarimiz bitkileri toplayarak ve avlanarak besleniyordu. Hizli bir kosucu olmadigi için atilip hemen avini yakalamasi mümkün degildi. Bu yüzden de ya uzun süreli kosu ile avini bitap düsünceye kadar kovaliyor ya da yeni ölmüs hayvanlarin pesine düsüyordu. Bunun için kendisine en iyi yol göstericiler akbabalardi. Onlarin havadaki hareketlerini takip ediyor, yöneldikleri tarafi hizli bir biçimde algilayip o yöne dogru kosuyordu, Lesin yanina önce varanlar en iyi ve en besleyici parçalari da almis oluyordu.


        Protein açisindan zengin bir beslenme rejimi, dogal olarak beynin de gelismesine yol açti. Lifli bitkilere kiyasla daha kolay sindirilebildigi için daha az enerji harcaniyor ve enerji beynin gelismesine sarf ediliyordu.Hareketsizlik öldürüyor Arastirmalara göre, atalarimizin sik sik tekrarladiklari sonu gelmeyen kosulari sayesinde, insan beyni büyük bir gelisim gösterdi. Ancak bugün o büyük ve gelismis beynimizi kullanarak geldigimiz noktada, yasamimizi hiç kosmadan hatta neredeyse hiç yürümeden sürdürüyoruz. Büyük kentlerle ilgili yapilan bir arastirmadan örnekler verelim. 1976 yilinda 5-9 yas arasi okul çagindaki çocuklarin yüzde 80i okula yürüyerek gidiyorlardi. 1988 yilina gelindiginde bu oran yüzde 60-70lere indi. 1990larin sonunda ise çocuklarin yalnizca küçük bir kesimi okula yürüyerek gider haldeydi. Fransiz Science et Vie dergisinde yayimlanan haberde, Avrupa Arastirmalari Merkezinden (Dijon) Dr. Daniel Rigaud, ABDdeki ölümlerin yüzde 10unun hareketsizlige bagli hastaliklar sonucu meydana geldigini, Avrupanin da yakin bir gelecekte ayni orani yakalayacagini belirtiyor. Dünya Saglik Örgütü verileri de dünyanin hareketsizlik salgini ile karsi karsiya oldugunu ortaya koyuyor. 1980 ve 1990 yillari arasinda Avrupada obez insan sayisindaki artis orani yüzde 10dan yüzde 40a çikti. Fiziksel hareket yetersizligine bagli kalp rahatsizliklari dünyadaki ölüm nedenleri arasinda birinci sirada. Yapilan arastirmalar düzenli yapilan egzersizlerin, hareketsizlik kaynakli ölüm oranini yüzde 63 azalttigini ortaya koyuyor.


Hikmet B. Çaglayan